HACI BEKTAŞİ VELİ

( 1209 / 1270 – 71 )

Hacı Bektaşi Veli büyük Türk düşünürü ve ozanı, gönül adamıdır.

Asıl adı  Muhammed Bektaş ‘ dır.

Nişabur’da doğup, orada aldığı eğitim ve terbiye sonrasında Horasan’dan Anadolu’ya gelmiş , Türk töre ve  kültürünün  ve  İslam’ın Rum / Anadolu  diyarında yayılmasında  ve Anadolu’nun Türk’leşmesinde  büyük emeği ve çalışmaları  olmuştur.

Türk halkı arasında  sevgiye , üstün ahlak anlayışına, birlik ve beraberlik için  söylediği   öğütler  asırlarca  etkisini  devam ettirmiştir.

Hacı Bektaş’a  ‘’ Horasan erenlerinin piri ‘’  denilmektedir.

—-

Sade Türkçe ile Türk halkına seslenişi, esirgeyiciliği ve insan sevgisinin onda doruk noktada oluşu sebebiyle, her dil ve dine bağlı  kişilerin iç huzuru buldukları  kaynak olmuştur.

Osmanlı sultanları ona besledikleri derin saygıdan dolayı, Yeniçeri askeri ocağı, Bektaşi geleneği ile yetiştiriliyordu.

Bu ocağı, O’na bağlamakta ve onların savaşlarda galibiyet ve zaferi için Hacı Bektaş-ı  Veli ‘nin  dua ettiği  oy birliği ile  nakledilmiştir- iletilmiştir. Onun hikmetli / bilgece özlü  sözlerinden oluşan “ MALAKAT  ” adlı  ünlü  kitabı günümüz Türkçesine  Esad Coşan tarafından sadeleştirilerek çevrilmiştir.

—-

İlk eğitimini Lokman Parende’den aldı . Bektaş Veli Lokman-ı Perende’nin gözdesiydi.   Yusuf Hemedani’nin  öğrencisi Hoca Ahmet Yesevi  öğretilerinin Anadolu daki  sembollerinden , Bektaşi tarikatının isim babasıdır.

( Lokman Parende : 1270 lerde öldüğü düşünülüyor. Türkistan’ın, doksandokuz bin pirlerinin piri Sultan Hace / bilgin  Ahmed Yesevi’nin halifesiydi, perendelik hizmetini, ona, Muhammed-i Hanefi oğlu Ahmed Yesevi vermişti. )

Ahi Evran’ın çağdaşıdır.

—-

Hacı Bektaş Veli’den konu eden  kaynakların en eskisi Eflaki Dede’nin “Menakıbu’l-Arifin / Bilginlerin yaşam  hikayeleri ”  adlı eseridir. ( Çevirisini Tahsin Yazıcı yapmış. ) 

Eflaki, “Hacı Bektaş’ın Baba Resulullah / Baba İshak ‘ın  ünlü  halifesi olduğunu” söyler.

(Eflaki : Şemseddîn Ahmed el-Eflaki  el-Arifi (ö. 761/1360). Mevlana  Celaleddin-i Rumi ve etrafındakileri anlatan ‘’  Menaḳıbü’l- arifin  / Ermişlerin yaşamları ‘’ adlı eserin yazarı.)İ.K

Hacı Bektaş’ı konu eden  diğer eski bir kaynak da  Aşıkpaşazade Tarihi’dir.

Bu eserde Hacı Bektaş’ın doğum ve ölüm  tarihleri hakkında herhangi bir açıklamaya rastlanmasa da, seyahatlerinin detaylı anlatılması kayda değer bir bilgidir.

Hacıbektaş ilçesi Halk Kütüphanesinde 119 no’daki Vilayetname’de (v.Ib)­Silsilename’den alındığı belirtilen Hacı Bektaş’ın 63 yıl yaşadığı ve 1209’da doğup  1270 ‘de  öldüğü  kayıtları vardır.

(Bakınız : Türk Ansiklopedisi, C.6, s.32. (5) Ali Emiri, Tarih ve Edebiyat Mecmuası, 20, s. 670.
Gölpınarlı, Velayetname, s. 1-4. )

Velayetname : Tarikat ileri gelenlerinin hayatlarını ve menkıbelerini / olağanüstü  olaylarını anlatan kitap. 

—-

Velayetname’de Hacı Bektaş’ın babasının ” İbrahimü’s  Sani “, annesinin ise Nişabur şehri alimlerinden Şeyh Ahmed’in kızı Hateme olduğu yazılıdır.

Bu  konuda  şu kayıtları görmekteyiz:

Sultan İbrahimü’s  Sani  ile Hateme  24 yıl evli kaldıkları halde çocukları olmaz. Sultan İbrahim, şehrin ileri gelenlerini toplayarak, bir erkek çocuğunun olması için dualar edilmesini , Kur’an-ı  Kerim okunmasını ister. Buna karşılık  bağışlarda  bulunur. Bir hafta kadar  okumalar yapılır, dualar edilir.  Hateme Hatun Sultan İbrahim’den gebe kalır,  zamanı  dolunca da nur topu gibi bir erkek çocukları olur. Çocuğunun adını ” Bektaş ” koyarlar:

” Bektaş ” kelimesi bazen “Bektaş”, “Bekdeş”, “Petteş” gibi farklı şekillerde yazılmıştır. Bu kelime, “eş, benzer, misil, ”  anlamlarına gelmektedir.

(Tarama Sözlüğü, TDK, yayım, Ankara, 1967. c. IV. s. 5. )

—- 

Aslen Horasanlı olan ve Nişabur şehrinde doğduğu bilinen Hacı Bektaş Veli şeyhinin dergahında üç yıl hizmet ettikten sonra, şeyhinden emanetleri ve icazeti / onayını – iznini  alır. Şeyhinin ;

—-

 ” Müjdeler olsun ki Kutb’ul aktablık ” senindir , kırk yıl hükmün vardır. Şimdiye dek bizimdi, bundan sonra senindir. Biz bu yokluk yurdunda çok eğlenmeyiz, ahirete gideriz. Var, seni Rum’a / Anadolu’ya  saldık. Sulucakarahöyük’ü sana yurt verdik. Rum / Anadolu  abdallarına / iyi kalpli , temiz gezginci dervişlerine seni baş yaptık.  ‘’

—-

 demesiyle, Hacı Bektaş, Anadolu’ya gelmek için yola çıkar. Velayetnmedeki  bu kayıt, tarihi  kaynaklarca da doğrulanmaktadır.

—-

Nevşehir’e bağlı Hacıbektaş ilçesinde (Sulucakarahöyük) M. 1271 yılında hakka yürümüştür. Türbenin, Hacı Bektaş’ın ölümünden 242 yıl sonra ( 1582) Yasinabud Livası Emiri Murad bin Adullah tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

İkinci kapıdan ” Kırklar Meydanı’na ‘’  girilir. Kırklar Meydanı’na girilen kapının sağ tarafında Hacı Bektaş Veli’nin sandukasının bulunduğu yatırın giriş kapısı vardır. “Gök eşik”ten içeri girilince,  5X5 metre ebadında türbe ortasında Hz. Pir’in yüksek sandukası görülür.

—-

Hünkar’ın adına, anısına düzenlenen Hacı Bektaşi Veli Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak 16 Ağustos l964 tarihinde, Hacıbektaş ilçesinde hizmete açılmıştır.

SÖZLERİNE  ÖRNEKLER

———————————–

* Abdal, Hakk’a hayran olandır.                                                 

* Adalet her işte, Hakk’ı bilmektir.

* Adem suretinde olan herkes, Adem değildir.

* Adem’in Ademliği akıl, haya /utanma duygusu  ve ilim iledir.

* Alimlere ve kendini bilenlere, alçak gönüllülük yaraşır.

* Allah ile gönül arasında perde yoktur.

* Ara, bul.

* Araştırma, açık bir sınavdır.

* Arifler / temiz kalpli bilginler  hem arıdır, hem arıtıcı.

* Ariflerin içinde, murdar nesne / kötülük eğlenmez.

* Aşk meydanı, erenlerin ve bilenlerindir.

* Benim Kabe’m insandır.

* Bilim, gerçeğe giden yolları aydınlatan ışıktır.

* Bir olalım, iri olalım, diri olalım.

* Bizi sevenlerin gönüllerinde biz oturur, dillerinde de biz konuşuruz.

* Bizim erkânımız; ahlâkı Muhammed’i ve edebi Ali’dir.

* Cahiller ve hak tanımazlara, sükût ile karşılık veriniz.

* Cennet için ibadet geçersizdir.

* Çalışan insan kötülük düşünmez.

* Çalışmadan geçinenler, bizden değildir.

* Daima iyiyi, güzeli, doğruyu öğrenebilmek için okuyunuz, okutunuz.

* Dil mızraktan, daha derin yaralar.

* Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir.

* Dinine dizlerinle değil, kalbinle bağlan.

* Doğruluk dost kapısıdır.

* Düşmanınızın bile, insan olduğunu unutmayınız.

* Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu

* Düşünce, davranış ve sevgiyi, Allah lezzeti olarak tadın.

* Edep elbisesini , sırtınızdan ölünceye kadar çıkartmayınız .

*  Eline , beline , diline sahip ol .                                         .

* En yüce servet ilimdir.

* Gel ha gel , insan ol da öyle gel .

* Göze nur / aydınlık gönülden gelir.

* Her ne arasan kendinde ara.

* Hamı pişiremezsen bari pişmişi ham etme.

* Hak , güneşten daha zahirdir / açık – bellidir.

* Hükümdar / idareci ancak adaleti ile başarılı olur.

* İçi kötü kimseyi , ne kadar dıştan yıkasan , arınmaz .

* İlim beşikte başlar , mezarda biter.

* İlmi ve bilgiyi yüce tutan kimse hiçbir zaman küçülmez , alçalmaz.

* İmanın kemali / olgunluğu ahlak güzelliğidir .

* İncinsende , incitme .                                               

* İnsan ,  dilinin arkasında gizlidir.  

* İnsanın cemali , sözünün güzelliğidir.

* İnsanın olgunluğu , davranışlarının doğruluğundadır.

* İslamın temeli güzel ahlak , ahlakın özü bilgi , bilginin özü akıldır

* Kadınlarınızı okutunuz .

* Kadınlarını okutmayan millet yükselemez.

* Karşısındaki insanın iyi olmasını isteyen , önce kendisi iyi olmalıdır.

* Kendine ağır geleni başkasına yapma .

* Kendini tanımayan , Yaratan’ını bilemez .

* Okunacak en büyük kitap, insandır.

* Oturduğun yeri pak /temiz et , kazandığın lokmayı hak et.

* Mevki /makam hırsı , gıybet / arkadan konuşma , edepsizlik , hıyanet  Hak’kı inkar eder.

* Marifet , nefsi silmek değil , bilmektir .

* Özünü bilirsen özürden kurtulabilirsin.

* Özünde ve sözünde temiz olmayanların , imanı tam değildir.

* Sevgi ve acıma insanlık , öfke ve aşırı cinsel isteklilik ise hayvanlık karakteridir.

* Yolumuz , ilim , irfan / bilgelik ve insanlık üzerine  kurulmuştur.

—————————

ŞİİRLERİNE ÖRNEKLER  

HER  NE ARARSAN KENDİNDE ARA

Hararet nardadır sacda değildir
Keramet baştadır tacda değildir
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüste Mekkede Hacda değil

Sakın bir kimsenin gönlünü yıkma
Gerçek erenlerin sözünden çıkma
Eğer insan isen ölmezsin korkma
Aşığı kurt yemez uçta değildir

Gönül kâbesine girmesin hülya
Nefsine hakim ol düşme bed hûya
Kirleri arıtan baksana suya
Hep yüzü yerlerde buc’da değildir

Hacı Bektaş Veli

———————-

Hikmet arar isen özüne bir bak
Arap’ta Acem’de Rum’da arama
Hakikat nurunun aslı hakikat
Aynada yansıyan nurda arama

Özünü bilenler özrü silendir
Turaplık rızayı teslim edendir
Gerçek Abdal Hakk’a hayran olandır
Kibir ile gurur horda arama

Aslolan göze nur gönülden gelir
Sevgi muhabbette asuman erir
Ebedi sevgiyi bu toprak verir
Kudus Arafat’ta Tur’da arama

Varlık ummanında göz ol da bak
Vahdet ateşinde benliğini yak
Ayağa kalkarsan hizmet için kalk
Zulmedenden olup zorda arama

Hacı Bektaş Veli

———————

Erkek  dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde ,

Hak’kın  yarattığı her şey  yerli yerinde.

Bizim nazarımızda , kadın erkek farkı yok ,

Noksanlık eksiklik , senin görüşlerinde .

—————–

Sevgi muhabbet kaynar , yanan ocağımızda ,

Bülbüller şevke gelir , gül açar bağımızda.

Hırslar , kinler yok olur , aşkla meydanımızda ,

Aslanlar ceylanlar , dosttur kucağımızda .

————–

Malım mülküm servetim , hepsi evde kaldı,

Eşim dostum akrabam , geçtiğim yolda kaldı ,

Dostlarımdan birisi , benden hiç ayrılmadı,

Allah için yaptığım iyilikler bende kaldı .

————

ESERLERİ

———–

Yakın zamana kadar Hacı Bektaş Veli’ye ait olduğu bilinen eserlerin sayısı oldukça azdı. Fuat Köp­rülü, ” Anadolu’da İslâmiyet ” adlı maka­lesinde Hacı Bektaş Veli’nin bir Fatiha Tefsiri, bir Makalat’ı bir de Farisi bir eseri olduğunu bildirmektedir.

Daha sonraki araştırmacıların Hacı Bektaş’a ait olduğunu söyledikleri eserler ise şunlardır:

1 – Kitabü’l-Feva’idi

( eklenen yararlı bilgiler kitabı )

————————-

İstanbul Üniversitesindeki tıpkı basım (Ty.55)da, anlatım üçüncü şahıs ağzından verilmektedir.

Abdülbaki Gölpınarlı, bu eserin Hacı Bektaş Veli’ye ait olmayıp, Mesnevi , Nefehat / esintiler  gibi bazı tasavvufi eserlerden alıntılar ile oluşturulduğunu söyler.

Eserin Üniversitedeki yazması Türkçe’ye çevrilmis ve basılmıştır.

Eser ­ içerik  olarak Makalat’la çok büyük benzerlikler göstermektedir.

Prof. Dr. Esad Coşan, eser hakkındaki  görüşlerini  belirtirken, eserin, gerçekten Hacı Bektaş’la ilgili olduğunu, ancak ” eserin çeşitli  ilave ve bozmalar ile asli kimliğinden  uzaklaştığını söyler.

2 – Fatiha Suresi Tefsiri

yorumu .

—————————–

Hacı Bektaş Veli’nin böyle bir eseri bulunduğunu ilk defa Fuad Köprülü haber vermiştir. Ancak o da Baha Said Bey’in verdiği bilgilere  dayanır. Baha Said Bey, sonradan yanan Tire Kütüp­hanesi’nde Hacı Bektaş’a ait bir tefsir-i Fatiha olduğunu söylemistir. Prof. Dr. Esad Coşan ise, “Tire Kütüphanesi­ne gittiğini, fakat eserin ne tıpkı basımına  ne de eserle ilgili bir kayda rastlayamadığını belirtmektedir.

Mutasavvıfların /  Tasavvuf / Tanrı’nın birliğini akıl yolu ile arayanların  inançlarını benimseyerek kendini Tanrı’ya adamış kimselerin  özellikle  Fatiha, Yasin-i Şerif tefsiri – yorumu  gibi birtakım tefsirler yapmaları Hacı Bektaş’ın da böyle bir eseri bulunabileceğini olası kılıyor.

3 – Şathiyya

————–

Hacı Bektaş Veli’nin iki sayfa kadar tutan bir şathiyyesi olduğunu yine Ab­dülbaki Gölpınarlı  bildirmektedir. Eserin yeri bildirilmemiştir.

( Şathiye : Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen, coşku hâlinde söylenen bir şiir türü.)

4 – Hacı Bektaş’ın Nasihatleri

Öğütleri

————————————-

Hacı Bektaş Veli’ye ait nasihat / öğüt ve vasiyetler, bir nüshası Hacıbektaş İlçesi Halk Kütüphanesi Ktp. no:29’da kayıtlı olan ve Dedemoğlu tarafından yazılan

” Akaid-i Tarikat “ın arkasından  kaydedilmiştir.

‘’ Nasihatların – öğütlerin ‘’ İstanbul Arkeoloji Müzesi Ktp.no: 891’de kayıtlı “Mecmuatü’r-resail” içinde eksik olarak bulunduğu da bilinmektedir.

Bu nasihatların gerçekten Hacı Bektaş’a ait olup olmadığı konusunda kesin bir delil bulunmamaktadır.

5 – Besmele Şerhi

yorumlaması

———————-

Bir tıpkı basımı  Manisa Kütüphanesi’nde bulunan bu eser Türkçe olarak kaleme alınmıştır.

Eser, Hacı Bektaş Veli Besmele Tefsiri adıyla yayınlanmıştır.

Hacı Bektaş Veli bu eserinde besmelenin mana ve ruhunu yorumlar.

Bunu yaparken de ayet, hadis ve birtakım kıssalardan deliller / kanıtlar getirir.

6 – Hacı Bektaş’a ait olduğu

söylenen diğer eserler

———————————–

Abdulbaki Gölpınarlı tarafından Hacı Bektaş’a ait bir ” Hadis-i Erba’in Şerhi ” bulunduğu bildirilmiştir.

Ayrıca, ” Makalat-ı Gaybiyye ve Kelimat-ı Ayniyye ” adlı bir diğer eserin de ona ait olduğu söylendiği halde esere dair herhangi bir kayda rastlanmamıştır.

7 – Makalat

( söz ve yazılar )

—————

Prof. Dr. Esad Coşan tarafından yayınlanan  Makalat’ın  aslı, Arapça’dır. Velayetname’de “Said Emre’nin Maka­lat’ı Türkçe’ye çevirdiği söylenir.

Oldukça zengin bir tıpkı basım  özelliğine sahip olan eserin aynı zamanda manzum / şiir ve mensur / düz yazı  türleri de bulunmaktadır.

—-

Makalat’ın ona ait olduğu konusunda hiç kuşku  bulunmamaktadır.

Çeşitli dini ve tasavvufi  sorunların çok açık bir şekilde ele alındığı bu eserin asıl önemli özelliği, Hacı Bektaş Veli’nin şimdiye kadar tanıtıldığı gibi Şii – Batıni bir kişilikte olmayıp, aksine şeriate / İslam kurallarına bağlı bir mutasavvıf olduğunu açıkça göstermesidir.

—-

Makalat bilindiği gibi, 4  kapı  ,  40  makam  üzere kaleme alınmıştır.

—-

Bu uygulama , Ahmed Yesevi’nin ” Fakir­name “siyle hemen hemen aynıdır .

Dört kapı (şeriat – tarikat – marifet­ – hakikat) kırk makam anlayışı Türk mutasavvıflarının kabul ve takip ettikleri bir sülük anlayışıdır.

Makalat, bu özelli­ğiyle, Fakr-name’nin bir şerhi / yorumu  gibidir.

—-

Bir Hacı Bektaş  izleyeni  olan Yunus Emre de, şiirlerinde bu sülûk usulünü oldukça geniş olarak ele almıştır.

( Seyri sülük : İnsanın kendi gizli yeteneklerini ortaya çıkarması yolculuğu . )

Bu da bize göstermektedir ki Türkistan’da Ahmed Yesevi ile başlayan tasavvuf hareketi, Anadolu’da Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre ile hayat bulmuştur.

Bu üç gönül adamı düşünceleri itibariyle birbirini takip eden ve bütünleyen bir zincirin halkalarıdır.

—————————–

KENDİNİ TAŞLA  – AKLA

KISSASI

—————————–

İşte gerçek işlem budur !

” Oğul senin buradaki şeytanla ne işin var, sen kendi içindeki şeytanı taşla. Kendi nefsini terbiye et özünü pakla.!!!!! ”

—–

Kıssadan hisse

—————-

Erzincan’ lı Başköylü Hasan Efendi bir Alevi Dedesi.

Hac’ ca gidiyor. Hac’ ca gittiğinde insanlar şeytan taşlama zamanında şeytanı taşlarken Başköylü Hasan Efendi eline bir taşı alıyor ve sinesine vurmaya başlıyor, bunu gören arkadaşları ve yanındakiler soruyorlar :

– Hasan Efendi neden kendini taşla dövüyorsun?

Hasan Efendi :

– Oğul senin buradaki şeytanla ne işin var, sen kendi içindeki şeytanı taşla. Kendi nefsini terbiye et özünü pakla..

Hararet nardadır sacda değildir

Keramet baştadır tacda değildir

Her ne arar isen kendinde ara

Kudüs’ te Mekke’ de Hac’ da değildir.

Hünkar Hacı Bektaş – ı Veli

—————————–

Ahmet Yesevi öğretilerini uygulayanlara selam olsun …..

İdris Kulaçoğlu …..

Kaynak

———

Prof. Dr. Abdurrahman GÜZEL

Gazi Üniv. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi

Orijinalsözler.com

Negüzelsözler.com

Antoloji.com

Hecelerden.com

Turkedebiyatı.org

———————–

Hacı Bektaşi Veli hakkında geniş araştırma yaptım .

Hacı Bektaşi Veli , çocuklarımıza doğru anlatılmalı .

Mutlaka anlatılmalı .

Her Türk çocuğunun tanıması sağlanmalı.

Bilgileri bir araya getirmeye çabaladım ve sadeleştirdim.

Gereken  bilgileri ekledim .

Dileyen , dilediğini kullanabilir.

Rahmet ve gönül borcumla anıyorum .

İdris Kulaçoğlu . 15.6 .2018   04: 50  Tekirdağ .

Reklam